Burası Paraguay! Buradan çıkış yok! (vol.1)

Güney Amerika seyatim sırasında yaşadıklarımı bloğa kronolojik bir sırayla yazmayı düşünüyordum. En son Brezilya-Arjantin sınırında kaldığımız için sıradaki yazı Iguazu Şelaleleri olmalıydı. Ancak son bir haftadır yaşadığım terslikler normal kronolojik akışın dışına çıkıp Iguazu sonrası yaşadıklarımı yazmamı zorunlu kıldı. Peki son bir haftadır neler oldu? 40 derece güneş altında otostop çekmekten, sel altında kalmaya, Paraguay askerine rüşvet vermekten, dağ başında mahsur kalmaya kadar her biri birbirinden beter tatsız yol sürprizi yaşadım. İşin en kötü yanı sel sırasında bilgisayarım ve bilgisayarımın içindeki blog için hazırladığım yazı ve fotoğraflar imha oldu, pasaportum kullanılmaz hale geldi. Pazartesi günü Asuncion’dan yola çıkmamız ile başlayan Paraguay’ı terketme girişimimiz 5 gün sürdü ve yolculuğun büyük kısmı aç ve uykusuz katedildi. Sanırım Guarani tanrıları Paraguay’dan çıkmamamız için ellerinden geleni yaptılar.

Iguazu şelalelerini gezdikten sonra (Iguazu’yu daha sonra ayrıntılı yazacağım) önce Paraguay’ın Ciudad del Este şehrine geçtik daha sonra ise Paraguay’ın başkenti Asuncion’a geçip orada bir kaç gün kaldık. Asuncion ile ilgili daha sonra bir kaç yazı yazmayı düşünüyorum. Asuncion 40 ile 45 derece arasında değişen sıcaklığı ile gerçekten çekilmez bir şehirdi. Yolda yürümek, gündüz dışarı çıkmak imkansızdı. O yüzden kuzeydeki Concepcion isimli kente otobüs ile geçip oradan Salı günü kalkan tekne ile Bahia Negra isimli Bolivya-Brezilya sınırına yakın Paraguay kentine geçmeyi ve oradan da tekne ya da hava yolu ile Bolivya’ya geçmeyi planladık.

Gece yolculuğu yapıp kalacak yer marafından yırtmak için pazartesi gecesine otobüs biletimizi aldık. Güzel bir otobüs yolculuğu ile sabahın erken saatlerinde Concepcion’a vardık. Terminal’de oturacak, kahve içip ayılacak yer yoktu. Terminal çevresinde ise bir kaç kulübe dışında herhangi bir yerleşim gözükmüyordu. İşin doğrusu otobüsten indiğimizde acaba yanlış yere mi geldik diye düşündük. Zira değil şehir, kasaba havası bile yoktu. Hiç beklemeden limana gitmeye karar verdik. Terminal çevresinde 3-4 at arabası ve 1-2 taksi vardı. At arabaları taksilerle aynı ücreti istediği için bir taksi tutup limana doğru yola çıktık. Takside giderken gördüğümü manzara bizi fazlası ile şaşırttı. Concepcion hiç de umduğumuz gibi bir yer çıkmamıştı. Nehir üzerinde  sözüm ona önemli bir liman olan Concepcion toprak yolları ile şehirden çok orta halli bir iç anadolu kasabası gibiydi.

Concepcion

Concepcion

Limana vardıktan sonra Liman sokağının karşısındaki lokanta görünümlü bir dükkanda bavullarımızı indirip hemen karnımızı doyurduk. Dünden kaldığı her halinden belli empanadas ve tatsız bir kahveden oluşan menüyü hızlı hızlı yedikten sonra hemen lokantanın yanındaki yazıhaneye gidip Bahia Negra için bilet satın almak istediğimi söyledim. Yazıhanedeki satıcı hiç kamarasının kalmadığını söyledi. Sorun değil, dedim. Hamak ile gitmek istiyoruz zaten, dedim. Hamak  için de yer olmadığını, eğer istersek güvertede bir köşeye kıvrılabileceğimizi, söyledi. Tamam, önce gidip bir tekneye bakayım, yine geleceğim, diyerek, tekneye bakmak için limana doğru ilerledim. 3 günlük yolculuk hamak ya da kamara olmadan,  güvertede açıkta katedilecekse önce güvertenin durumunu görmem gerekiyordu.

Concepcion

Concepcion

Bizi Bahia Negra’ya götürecek tekne limana yanaşmış çeveresinde hummalı bir çalışma vardı. Köylüler aylık erzaklarını, tüccarlar ise Paraguay’ın iç bölgelerinde satacakları mallarını tekneye yüklüyorlardı. Koli ve çuvallarla yüklü at arabalarının biri geliyor biri gidiyordu. Tekneyi gördüğümde şok oldum. 3 sene önce Manaus’ta binip Rio Maderia’da 5 gün yolculuk yaptığım tekne ile uzaktan yakından alakası yoktu bu teknenin. İnce uzun gövdesi hamak kurmaya müsait değildi. Tekne içinde uyuyacak, zaman geçirecek ne açık ne de kapalı bir alan vardı. Bu tekne ile 3 gün boyunca bir köşeye çömelip yolculuk yapmak kesinlikle imkansızdı.

Concepcion liman

Concepcion liman

Concepcion liman

Concepcion liman

Concepcion liman

Concepcion liman

Concepcion liman ve bineceğimiz tekne

Concepcion liman ve bineceğimiz tekne

tekneye binen insanlar

tekneye binen insanlar

Limana yük taşıyan arabacılar

Limana yük taşıyan arabacılar

Çağdaş ve Gönenç’in yanına dönüp tekne ile yolculuk yapmanın imkansız olduğunu söyledim.

Tek çaremiz Paraguay’ı karayolu ile terketmekti. Merkeze gidip Concepcion’dan Bolivya yönüne doğru bir otobüs bulmaya karar verdim. Limana yük boşaltmak için gelen üç tekerlekli, kasalı motorsikletlerden birini durdurup merkeze gittim. Merkeze doğru giderken şehri daha yakından tanıma fırsatım oldu. Merkezdeki 2-3 sokak dışında tüm yollar topraktı. Kasabadaki en büyük yapılanma liman kenti olmasına yaraşır büyük pazar yeri ve kocaman bir Meryem Ana heykeliydi. Pazar yeri sabahın erken saatleri olmasına rağmen cıvıl cıvıldı. Nehir boyunca uzanan irili ufaklı köylerde yaşayan köylüler aylık alışverişlerini yapmak için Concepcion sokaklarını doldurmuşlar ve öğlen sıcağı bastırmadan işlerini bitirmek için koşuşturuyorlardı..

Pazar yeri

Pazar yeri

Pazar yerinde müşteri bekleyen arabacılar

Pazar yerinde müşteri bekleyen arabacılar

Pazar yerinde motorsikletten inip pazar yerinden geçerek otobüs yazıhanesini buldum.  Concepcion’dan sadece Asuncion’a giden otobüsler vardı.  Bizim ise Filedelfia yönüne gitmemiz gerekiyordu. Yazıhanedeki görevli Asuncion otobüsüne binip Asuncion- Filedelfia yol ayrımındaki Pozo de Colorado isimli şehirde inip, oradan da Asuncion yönünden gelen ve Filedelfia yönüne giden otobüse binebileceğimizi söyledi. Görevlinin söylediğini teyit etmek için haritayı açıp baktım. Evet Pozo de Colorado diye bir kent vardı. Biletleri alıp limana geri döndüm. Hep beraber bavullarımızı alıp şehir merkezine doğru ilerlemeye başladık. Otobüsün kalkmasına yaklaşık 2 saat vardı. Gidelim bari karnımızı doyuralım dedik. Merkezde bulduğumuz bir lokantaya girip karnımızı doyurduk. Eğer önümüzdeki 3 gün boyunca yiyeceğimiz son yemek olduğunu bilseydik muhakkak daha fazla yemek yerdik.

2 saat sonra otobüsümüze binip Pozo de colorado isimli kente doğru yol almaya başladık. 2,5 saat sonra otobüs yol üstünde bir konteynerin önünde durdu. Muavin yanımıza gelip Pozo de Colorado’ya geldik dedi. Şaşkınlık içerisinde aşağı indik. Çevremizde bir benzinlik, bir kaç kulübe ve önünde durduğumuz konteyner dışında bir şey yoktu. Daha önce Kolombiya’da otobüs şoförleri beni, otogar  vergisini  ödememek için terminale girmeden yol üstünde bırakmaya çalışmalarından dolayı şerbetli olduğumdan. Hemen muavinin yanına gidip indirme bavullarımızı biz terminal’de inmek istiyoruz dedim. Muavin şaşırmış bir surat ifadesi ile, işte terminal burası, diyerek konteyneri gösterdi. Gerçekten de konteynerin önünde otobüs bekledikleri her hallerinden belli insanlar oturuyorlardı. Ben yine de inanmayarak, orada bekleyen insanlara buraı gerçekten terminal mi diye sordum. Evet gerçekten de orası terminaldi.

Pozo de Colorado terminal

Pozo de Colorado terminal

Şaşkınlık içerisinde eşyalarımızı indirdik. Çok şaşkın davranmış olmalıyız ki konteyner önünde oturan insanlar kıkırdamaya başladılar. Konteyner’in önüne kurulmuş olan masadaki terminal yetkilisi adama yaklaşıp. Dalga geçmiyorsunuz değil mi, burası gerçekten terminal mi diye sordum. Adam beğenemedin mi bizim terminali dedi ve kahkahayı patlattı. Ee, dedim. Şehir merkezi nerede? Görevli sırıtarak burada şehir merkezi yok her yer şehir merkezi, dedi. Ben de kahkahayı koyverdim. Gerçekten acayip büyükmüş Pozo de colorado aynı New York gibi, bıraksanız kayboluruz burada dedim. Önce Asuncion-Filedelfia yol ayrımını gösterip ardından da konteyneri göstererek; şurası şehir merkezi, burası da terminal ise dedim o zaman sen de bu ülkenin başkanısın dedim. Baksana masanın arkasına kurulmuşun sende tam şerif tipi var. Bunu dememle birlikte oradaki herkes kahkahalar ile gülmeye başladı.

Terminal ve kasabanın şerifi

Terminal ve kasabanın şerifi

Bir süre oradakiler ile hoş beş yaptıktan sonra, Filedelfia yönüne ne zaman otobü olduğunu sordum. Otobüs’ün gelmesine 5 saat varmış. Gelen otobüs Filedelfia’yı da geçip Mariscal isimli şehire kadar gidiyormuş. Gönenç ve Çağdaş ile bir süre ne yapacağımızı tartıştık ve en sonunda bileti hemen almamaya, bir süre otostop denemeye karar verdik.

Otostop için yola çıktığımızda benzinliğin tabelasındaki elektronik termometreye gözümüz takıldı. Hava sıcaklığı 40 dereceydi. Yolda çaresiz otostop çekmek için araba geçsin diye beklemeye başladık. Hani Amerikan yol filmlerinde olur ya, uçsuz bucaksız yollar boyunca saatlerce hiç bir araba ile karşılaşmadan yol alırsınız. Burası da aynı o filmlerdeki gibi inin cinin top attığı şeytanların cirit oynadığı bir yer. 20 dakikada bir araba ancak geçiyor. Bir süre otostop çektikten sonra baktık olacak gibi değil kafatasımızdan dumanlar yükseliyor, çaresiz konteynere dönüp Mariscal için biletlerimizi alıp beklemeye başladık.

40 derecede otostop girişimi

40 derecede otostop girişimi

Garibim Çağdaş'ın beyni pişerken

Garibim Çağdaş'ın beyni pişerken

Biletleri alırken biletlerde koltuk numaralarının olmadığını farkettim. Görevliye bunlarda neden koltuk numarası yok dediğimde, bizde numara sistemi yok istediğiniz yere oturabilirsiniz dedi. Adama, bak dedim ya yoldan dolu gelirse otobüs ne olacak, ayakta mı gideceğiz 5 saatlik yolu dedim. Adam yok öyle olmaz bizim kontenjanımız var, sen dert etme dedi.

Terminal ahalisi

Terminal ahalisi

Terminaldeki görevli ile sohbeti iyice ilerlettik. Zaten türk olduğumuzu öğrendikleri an bize maskot gibi davranmaya başladılar. Hatta görevli konteynerin içerisine girip bana hediye etmek için otobüs şirketinin tişörtünü çıkartıp geldi. Ben de ona bavulumda taşıdığım Kapadokya kiliselerinin duvar resimlerinden oluşan onluk kartpostal setini hediye ettim.

Terminalde ahbap olduğumuz görevli bana bir çeşit soğuk mate olan Terera ikram ediyor

Terminalde ahbap olduğumuz görevli bana bir çeşit soğuk mate olan Terera ikram ediyor

3 saat sonra otobüs geldi. Korktuğum başıma gelmişti. Otobüste hepimiz için oturacak yer yoktu. Kavga dövüş Gönenç ile Çağdaş’a oturacak koltuk ayarladık. Yolculuk boyunca Çağdaş ile ben dönüşümlü olarak ayakta durduk. Otobüste giderken bir Fransız ile tanıştım. Adam yıllardır Paraguay’da yaşıyormuş. Kendine arazi satın almış hayvancılık yapıyormuş.  Mariscal’e gece geç saatlerde varacağımızı ve Mariscal’de aynı Pozo de Colorado gibi olduğu için o saatte otel bulmakta zorluk çekeceğimizi söyledi. Onu bir kamyonet almaya gelecekmiş, bizi otele kadar bırakabileceğiniz söyledi. Sevinerek kabul ettim.

Mariscal’de yine aynı Pozo de colorado gibi yol üzerinde durduk. Otobüsün durduğu yerde bir askeriye kulübesi vardı sadece. İndik tam bavulları bagajdan çıkarıyoruz ki aynı Muson Yağmurları gibi şiddetli bir yağmur bastırdı. Kulübedeki askerler; koşun, koşun buraya sığının, diye bağırdılar. Hemen Kulübeye koştuk. Bir süre bekledikten sonra Fransızın kamyoneti geldi. Hep beraber kamyonetin kasasına atlayıp yağmur altında otele vardık. Hemen üç kişilik bir oda tutup yağmurda eşyalarımız ıslanmış mı diye kontrol ettik. Bereket versin ne bavulum ne de sırt çantam su almamıştı.

Biraz dinlendikten sonra duşa girmeye karar verdim. Bir kaç parça çamaşırımı da yıkamak için yanıma aldım. Soyunduktan sonra çamaşırları yıkamak için duşun sıcak su anahtarına bastım. Çamaşırları yıkadıktan sonra duşu kapatmak için musluğu tutunca elim musluğa yapıştı ve bütün vücudum müthiş bir acıyla sarsılmaya başladı. Elektrik sol kolumdan vücudumun sol yanına doğru müthiş bir acı ile yayıldı.  Nasıl olduysa elim musluktan kurtuldu ve arkaya doğru düştüm ve kurtuldum.

Derin bir oh çekip can havliyle  duştan dışarı çıktım. Gecenin ilerleyen saatlerinde olacakları bilseydim kesinlikle oh çekmezdim.

Yarın Sel Baskını

15 Responses to Burası Paraguay! Buradan çıkış yok! (vol.1)

  1. Cem Gencer

    off yahu, bu ne be… herseyi gectim, sondaki elektrik soku cok agir olmus. tamam, beden bir miktarini kaldirir, ama islakken cok daha tehlikeli. valla buyuk gecmis olsun…
    yok mu orada kursun dokturebilecegin bir yer falan? bence kutsal bir mekan bul ve dua etmeye basla, bundan sonrasinin iyi gecmesi icin. ;)

  2. Arda

    Hep en heyecanlı yerinde bırakıyosun sende yaw…. Şimdi yarın akşama kadar bekliiicez…

  3. duygu

    en heyecanlı yerinde bitti..:)

  4. hakan

    paraguay da öyle şeyler olmuş ki artık insanın hiç gidesi de gelmiyor yani zaten az istek vardı o da kayboldu gitti :))

  5. Aykan

    Terminal görevlisinde başkan tipi var sahiden :D Bir solukta okudum hepsini şimdi vol2’yi bekliyorum :)

  6. ersoy

    ben hala paraguaydayım, çok sevdim burayı, asuncion insana huzur veren bir şehir… koray güneye inse idiniz, karnaval vardı… yukarıyı okuyup şaka yapıyorum zannedenler blog.ersoy.biz de detayları bulabilir :)

    • Koray Doğan Üresin

      Yok abi o sıcaklar öldürücü, hele daha sonra yaşadıklarımla birlikte bundan sonra Paraguay mı? aman kalsın. Şu an karnaval zamanı bütün kıtada karnaval var. Santa Cruz’da efil efil esen rüzgarın serinliği ile karnaval izlemek daha eğlenceli :)

  7. ersoy

    ha unuttum, ketrin, corç, frank ve diğer tanıdıkların selamı var.. hala black cat deyim. lilia’da başına gelenlere çok üzüldü..

  8. mehmet

    yazdıklarının döndüğünde kitaplaştırabiliriz arkadaş…

  9. Tedora

    Aman güzel kardesim, bir kac ay önce oralara ugrasaydin, benim asunciondaki evimde misafir ederdim, öyle sicaklarda kavrulmazdin :-)

    8 sene asuncion- paraguayda yasamak benim icin en güzel hatiralarimdan biri. Bundan sonra yalniz bir ayligina ziyarete gidecegim icin, asunciondaki evimi ufalttim.

    Bir daha oralara yolun düserse haber ver, arkadaslarim seninle ilgilensin.

    Isvisreden sevgiler ve selamlar.

    Asuncion- Paraguay Veda Günü

  10. Tedora

    Birde seni suraya götürür, paraguayda bütün gururuyla dalagalanan türk bayraginin altinda serinlemeni isterdim. :-)

    Escuela Basica Republica de Turquia- 2008- Luque- Paraguay

Bir Cevap Yazın