Yediğim içtiğim benim olsun mu?

Normalde birilerinin seyahat anılarını dinlemek istediğimizde “Yediğin içtiğin senin olsun, bize neler gördün onu anlat.” diye lafa başlarız. Ama aslında hepimiz o kişinin hangi yeni lezzetler ile tanıştığını merak ederiz. Sanırım sizler de benim buralarda  ne yiyip ne içtiğimi merak ediyorsunuzdur. Bu yüzden görgüsüz olarak adlandırılmayı göze alarak  blog içerisinde Yeme-içme diye bir bölüm açmaya karar verdim. Genel bir bilgi vererek bölümü açayım, ilerleyen zamanlarda gittiğim ülkelerde karşılaştığım yeni lezzetleri bu bölümde sizlerle paylaşırım. Baştan söyleyeyim midemi orgazmdan orgazma atlatmak için dünyayı dolaşan zengin bir gurme falan değilim,  blog üzerinden gelen bağışlarla gezmeye çalışan  fakir bir gezginim.  O yüzden yarın bir gün “x ülkeye gitmişsin ama, altın suyuna bandırılmış Anka kuşu  buğulama yememişsin, çok kırıldım” diye mesajlar göndermeyin lütfen. Ha tabii Güney Amerika’da duyduğunuz, merak ettiğiniz yemekler varsa iletişim bölümünden merak ettiğiniz yemeğin ismini bana yazın. Ben de bütçem ve olanaklarımın izin verdiği ölçüde o yemeği gidip sizin için tadayım, fotoğraflayayım, becerebilirsem yapılış aşamalarını ve tarifini öğrenip buraya yazayım.

Değil gezerken, Türkiye’de de çok zorunda kalmadıkça -ki nedense hiç yemek zorunda kalmıyorum – uluslararası gıda zincirlerinden yemiyorum. Uluslararası Fast Food zincirlerinden beslenen gezginleri görünce içim acıma hissi ile doluyor. Yerel yemekleri tatmadan, kendi ülkende de bulabileceğin hamburgerleri tüketerek yeni bir ülkeyi nasıl tanıyabilirsiniz ki? Ben gittiğim ülkelerde çoğunlukla sokak satıcılarından beslenmeyi tercih ediyorum. Sokak satıcılarının pişirdiği yiyecekler hem daha ucuz hem de fast food lokantalardan daha lezzetli oluyor.

Peki yediğin şeylerin sağlıklı ve temiz olduğunu nereden biliyorsun, diyeceksiniz. Yediğim şeylerin ne derece sağlıklı olduğunu kesinlikle bilmiyorum. Sağlığımı korumak için dikkat ettiğim bir kaç kural var. Siz de bu tip bir seyahate çıkarsanız ve benim uyduğum kurallara uyarsanız sorun yaşayacağınızı sanmıyorum.

Öncelikle pişmemiş, pastorize edilmemiş süt ve süt ürünlerini kesinlikle kullanmıyorum. Biliyorsunuz Süt ve süt ürünleri gerçekten tehlikeli. Yediğiniz peynirlerin pastorize olup olmadığına, atıyorum muzlu süt içecekseniz kullanılan sütün karton ambalajlı pastorize süt olup olmadığına iyice dikkat edin. Bu kuralın dışına tek çıktığım an sokakta ızgara et yerken oluyor. Etin üzerine peynir dilimi koyup eritiyor satıcılar. Ama sonuçta ızgara üzerinde ateş gördüğü için peynirin kökenini sorgulamadan içim rahat bir biçimde afiyetle yiyorum.

Bir diğer dikkat ettiğim nokta sokakta ve kaldığım yerlerde kesinlikle pişmemiş sebze yemiyorum. Atıyorum ızgara et yiyeceğim ve tabakta marul ve domates var. Ben o sebzeleri yemiyorum. Çünkü sebbzelerin nasıl bir suyla, nasıl bir ortamda yıkandığını bilmek mümkün değil. Tarım ilaçlarını falan geçtim, temiz olmayan bir su yaşayacağımız bir çok sağlık sorunun habercisi.

Gelelim diğer prensibime, özellikle sıcak ülkelerde tavuk ve tavuk ürünlerini elimden geldiğince tüketmemeye çalışıyorum. Tavuk sıcakta çok çabuk bozulabiliyor. Ha bir de mayonez elbette, sıcak ülkelerde kesinlikle mayonez tüketmiyorum.

Bu bahsettiğim kurallar dışında gayet özgür bir biçimde sokaktan gıda tüketiyorum. Tükettiğiniz ürün pişmiş olduktan, özellikle gözününüzün önünde taze taze piştikten sonra siz de korkmadan tüketin. Ama baştan söyleyeyim ben doktor falan değilim. Bu söylediklerim gayet kişisel deneyimlerim sonucu ulaşılmış yargılar. Sonra mideyi bozup sen bize sokaktan beslen demiştin diye çemkirmeyin.

Şimdi bana “Bize sokaktan beslen daha ucuz diyorsun. Ama kaldığımız hostel ya da evde yemek pişirsek daha ucuz olmaz mı?” diyeceksiniz. Hemen cevap vereyim, ülkesine göre değişiyor. Bolivya ve Paraguay gibi ülkelerde marketten alışveriş yapıp hostelde pişirmek daha masraflı oluyor.

Hemen örnekleyeyim; mesela şu an Bolivya’nın Sucre kentindeyim. Burada iki ya da üç gün kalacağım için bari marketten alışveriş yapayım hostelde kendim pişirip yerim dedim. Fazla bir şey de almadım, akşam yemeğinde salata yapmak için marul, domates, salatalık, taze soğan, maydanoz ve küçük ahtapot konservesi aldım. Onun dışında iki gün sabah kahvaltısında yemek için dilimlenmiş tek öğünlük sucuk ve yine tek öğünlük salam ve 6 yumurta aldım. Zayıflamam lazım ya öğlen veya akşam öğünlerini geçiştirmek için bir paket müsli ve süt aldım. Tüm bu saydıklarımdan toplam 5 ya da 6 öğün çıkar. Hepsi için ödediğim tutar ise 150 bolivianos yani 20 doların üzerinde. Eğer hostelde yemek pişirme sevdasına kapılmasaydım aynı para ile sokakta veya restoranlarda 20 öğün yemek yerdim. Yani en az 6 gün bu para ile beslenebilecekken, marketten aldıklarımla sadece 2 gün beslenebileceğim.

Hostelde yemek pişirmenin Bolivya- Paraguay gibi ülkelerde daha masraflı olması bir yana, eğer bir yerde kalıcı olarak kalmıyorsanız yağ, baharat gibi yemek pişirmenize yardımcı olan şeyleri ya sürekli bavulunuzda taşımanız ya da en ufak boy yağdan alıp hostelden ayrılırken gayet müsrif bir şekilde yarım kalan yağı hostelde bırakmanız gerekiyor. Ya müsriflik ya da hamallık, seçin beğenin.

Bu arada sokaktan beslenmek demek sadece seyyar tezgahlardan beslenmek anlamına gelmiyor. Turistik meydanların arka sokaklarına dalın, turistlerin değil de halkın gittiği lokantalar bulacaksınız. Bu lokantalarda 1-1,5 dolara yemek, yarım dolara da çorba içebilirsiniz. Çorba dediğime bakmayın, adamların porsiyonları devasa oluyor ve çorbaların içerisinde kesinlikle koca bir parça et veya tavuk oluyor. Sadece çorba içerek de karın doyurmak mümkün.

Bu arada unutmadan benzer bir seyahate çıkacaklar için bir tavsiye daha vereyim. Bloğu takip ediyorsanız, 20 saatin üzerinde otobüs yolculuklarından sürekli bahsettiğimi, yollarda otobüsün bozulması ya da heyelan yüzünden mahsur kalmanın gayet normal olduğunu söylediğimi bilirsiniz. Size tavsiyem otobüslere binmeden önce bavulunuzda tuzlu cinsinden 3-4 kraker, balık konservesi ve size enerji verecek tatlı gıdalar (çukulata, şeker .. vs..) olduğundan emin olun. Paraguay, Bolivya, Peru gibi ülkelerde gerçekten de çok uzun otobüs yolculukları yapacak ve sık sık yollarda kalacaksınız. Bavulunuzda gıda maddesi olmazsa gerçekten çok zorluk çekersiniz.

Şimdiye kadar neler yedim neler içtim şöyle göstereyim;

Francala sponsorum Kunthar'ı aldattığım Empanadasçılar

Francala sponsorum Kunthar'ı aldattığım Empanadasçılar

Daha önceden de bahsetmiştim Empanadaslar Güney Amerika’nın poğaçası, böreği gibi bir şey. Adım başı Empanadasçı ile karşılaşabiliyorsunuz. Francala sponsorum Kunthar’ın gönderdiği bağış ile bol bol Empanadas yedim. Kunthar lütfen kızma burada francala bulmak gerçekten mesele. Yukarıdaki fotoğraf Bolivya- Santa Cruz’dan. Empanadasların tanesi 1Bs yani 1 doların yaklaşık 7’de biri. fotoğrafta en yukarıdaki büyük Empanadaslar peynirli ve gerçekten de büyükler, 2 tanesi ile doymak mümkün. Altta gördüğünüz küçük olanlar ise tavuklu ve kıymalı olanlar. Onlar da Peynirliler ile aynı fiyat.

Lomito 12 bolivianos yani 1,6 dolar civarı (Bolivya)

Lomito 12 bolivianos yani 1,6 dolar civarı (Bolivya)

Bu fotoğraf da Bolivya’dan. Fotoğrafta gördüğünüz bir sokak mangalcısı. Lomo pişiriyor ve ekmek arasında servis ediyor.

Mangalda şiş keyfi. Şişin tanesi 2 Bs yani 1 doların 3'te birinden az. (Bolivya)

Mangalda şiş keyfi. Şişin tanesi 2 Bs yani 1 doların 3'te birinden az. (Bolivya)

Sokakta sık karşılaşacağınız manzaralardan biri de bu mangalcılar. Dana eti, Tavuk eti ya da tavuk ciğeri çeşitlerinden birini seçebilirsiniz ama ne yazık ki yanında ekmek yok. Pişmiş şişlerin ucuna kovada gördüğünüz haşlanmış patatesleri takıyorlar, patatesi ekmek niyetine kemiriyorsunuz. Benim bu konudaki çözümüm ise ekmek satıcısından ekmek alıp şişleri o ekmeğin arasına koymak.

Ekmek arası şiş. Ohh miss :)

Ekmek arası şiş. Ohh miss :)

 

Riparellena

Riparellena

Sokakta gezerken karşılaştığım bir seyyar satıcı. Elbette araştırmacı blogçu olarak hemen yanaştım. Sattığı şeyin ne olduğunu sorduğumda Riparellena dedi. Bağırsak dolması gibi bir şey. Bağırsağın içinde baharatlı et ve pirinç karışımından oluşan bir iç pilav var. Tabağını 2,5 bolivianos’a satıyorlar. 1 dolar, 6.9 Bs siz hesaplayın ne kadar olduğunu. Çocuğa fotoğraf çekebilir miyim dediğimde hemen poz verdi. Daha sonra sana bir tabak vereyim mi? Ye bak çok güzeldir bu dedi. Ben ise daha 5 dakika önce tıka basa şiş yemiştim. Adama, daha yeni yemek yedim, dediğimde. Bir parça kesip elime tutuşturdu ve, para falan istemiyorum en azından tadına bakmadan gitmemiş ol, ülkendekilere anlatırsın ne kadar güzel bir yemek olduğunu, dedi. Evet gerçekten de lezzetliydi.

Pazar yerinde seyyar tavukçu (Bolivya)

Pazar yerinde seyyar tavukçu (Bolivya)

Güney Amerikalılar tavuğu pek bir seviyorlar. Ama yukarıda bahsettiğim prensiplerim nedeniyle elimden geldiğince tavukçulardan uzak duruyorum.

Pazar yerinde seyyar mısırcı (Bolivya) tanesi yarım Bolivianos yani Türk lirası karşılığı yok :)

Pazar yerinde seyyar mısırcı (Bolivya) tanesi yarım Bolivianos yani Türk lirası karşılığı yok :)

Pazar yerinde seyyar mısırcı (Bolivya) tanesi yarım Bolivianos yani Türk lirası karşılığı yok :)

Pazar yerinde seyyar mısırcı (Bolivya) tanesi yarım Bolivianos yani Türk lirası karşılığı yok :)

Seyyar satıcılar

Seyyar satıcılar

Buffet (Paraguay'dan) 10000 guarani yani 2 dolar verip tıka basa yiyorsunuz.

Buffet (Paraguay'dan) 10000 guarani yani 2 dolar verip tıka basa yiyorsunuz.

Buffet

Buffet

Paraguay'dan Hot dog. 2000 Guarani yani yarım dolardan daha ucuz

Paraguay'dan Hot dog. 2000 Guarani yani yarım dolardan daha ucuz

Paraguay'dan sokak kebapçısı. Tabağı 3000 guarani. 1 dolar 4500 guarani artık siz hesaplayın.

Paraguay'dan sokak kebapçısı. Tabağı 3000 guarani. 1 dolar 4500 guarani artık siz hesaplayın.

Paraguay'daki kebapçının 3000 guaranilik tabağı

Paraguay'daki kebapçının 3000 guaranilik tabağı

13 Responses to Yediğim içtiğim benim olsun mu?

  1. Cem Gencer

    Tamam, tavuktan uzak durma sebebinde haklisin. Ama eminim ki oranin tavugu, en azindan buradakiler gibi antibiyotiklerle beslenip ışık kürleriyle buyumeleri hizlandirilmiyordur. Dogada yetistikleri icin cok daha diri ete sahip, besleyici nitelikte olduklarina bahse girerim. Ama bekletilmis tavuk eti zehirlenmesi gibisi yoktur. O yuzden taze kesilmis tavuk bulabilirsen oneririm. Sut konusunda kesinlikle uzak dur, taze sagilmis çiğ keçi sütü bulabilirsen keyifle icebilirsin ama. sevgiler… ;)

    • Koray Doğan Üresin

      Bir ara kasap fotoğraflarını koyayım bloğa @Cem. Hiç birinde buzdolabı yok tamamen açıkta ve biliyorsun burası acayip sıcak memleket. O yüzden tavuğa hiç güvenmiyorum.

  2. Yalçın Aydın

    Fotoğrafla da olmuyor ki:)

  3. Onur

    Öncelikle afiyet olsun .
    Arada tanıdık lezzet çıkacak mı derken Riparellena gördüm.
    Bizim Türkiyede mumbar dediğimiz şey , gerçi mumbarın görüntüsü daha iştah açıcı :)

    Güney amerikada et çok mu ucuz ? yoksa genel olarak hayat mı ucuz ?

  4. Salim

    Tam benlik memleketmiş yahu. Hem sıcak hem de et ucuz. Fotoğraf için de bol malzeme var. Daha ne olsun!
    Gıptayla takipteyiz :)

  5. Mustafa

    Koray yine afiyetle okudum ellerine sağlık afiyet olsun :))

  6. İsmail Alacaoğlu

    oohhh afiyet olsun Koray. Benim de canım çekti fotoğraflara bakarken valla :)
    Şöyle işte, felaket, yağmur, çamur, açlık hikayelerinden sonra iyi geldi bu. devam :)

  7. ersoy

    bugün uruguayın chuy şehrinde, brezilya sınırında, mangal için kuzu eti aldık.. kaburga.. kilosu 12 buçuk lira…

  8. kunthar

    Afyet şeker olsun Empanadaslar :)
    Bizim çiğ böreğin kayınçosu gibi bir şey dimi o?

Bir cevap yazın